İçeriğe atla

okumak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

okumak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi okur)

Kadın, kitap okuyor (1)
  1. Bir metni sadece harf ve işaretlere bakıp anlamak veya metni seslendirmek.
    • Ama Süleyman bununla da kalmaz, başını kaldırır karşı dükkânların levhalarını birer kere daha okurdu: «Güneş Çayhanesi - Halit Balaban.»
      — 2006, Fahri ERDİNÇ, Acı Lokma, Yordam Kitap, s. 192
  2. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek.
    • üniversite kitaplığında büyük kitapların/bu sabah haydi hegel’i okuyorsun/st-simon’u yarın
      — 1960, Attilâ İlhan, Ben Sana Mecburum, Ataç Kitabevi, s. 2
  3. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek:
    • Aslına bakarsan severek okuduğum bir bölümdü Aktüerya Bilimleri.
      — 2009, Cem KALENDER, Klan, Kavis Kitap, s. 129
  4. Sesli olarak söylemek.
    • Bir gün, akşamüzeri, masa lâmbasının ışığı altında, kendisine, Jacob Wassermann’m «Hiç öpülmemiş ağız» diye uzun bir hikâyesini okuyordum.
      — 1943, Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, Remzi Kitabevi, s. 143
    • Atatürk, yeni devrimleri ve atılımları, en önemlisi büyük Nutuk'u bu Meclis'te okumuştur.
      — 2026, Şener METE, “Dünün Ankara'sı”, Türk Dili, 890. sayı, s. 69
  5. Şarkı, türkü vb.ni sesli olarak nağme ile söylemek.
  6. Bir şeyin anlamını çözmek:
    • Şifre okumak.
  7. Nazarı önlemek veya gidermek; bir hastanın iyi olmasını, bir işin çözülmesini sağlamak için bazı duaları usulüne göre söylemek.
    • Boynundaki ipin ucunda asılı duran kara cevşeni çıkardı, üç kere öpüp alnına götürdü. Bir kez daha okumaya başladı.
      — 2018, Semih ÖZTÜRK, Önce Dağlar Kar Tutacak, Varlık Yayınları, s. 33
  8. (mecaz) Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak:
    • "Yüzünü benden saklıyor. Niçin? Çehresinde, melalinde aşkının matemini okumayayım diye mi?" - Ömer Seyfettin
  9. (mecaz) Yazı dışındaki işaret ve izleri değerlendirerek çözmek, yorumlamak.
  10. (argo) Sövmek, küfretmek.
  11. (halk ağzı) Bir yere çağırmak, davet etmek; okuntu göndermek.
  12. (argo) Anlatmak, ortaya dökmek:
    • Komiser delilleri söylemeye başlayınca hırsız bütün bildiklerini okudu.

Çekimleme

[düzenle]
okumak eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit okudum okudun okudu okuduk okudunuz okudular
hikâye okuduydum okuduydun okuduydu okuduyduk okuduydunuz okuduydular
rivayet — — — — — —
şart okuduysam okuduysan okuduysa okuduysak okuduysanız okuduysalar
okudularsa
belirsiz geçmiş basit okumuşum okumuşsun okumuş okumuşuz okumuşsunuz okumuşlar
hikâye okumuştum okumuştun okumuştu okumuştuk okumuştunuz okumuştular
rivayet okumuşmuşum okumuşmuşsun okumuşmuş okumuşmuşuz okumuşmuşsunuz okumuşmuşlar
şart okumuşsam okumuşsan okumuşsa okumuşsak okumuşsanız okumuşsalar
okumuşlarsa
geniş basit okurum okursun okur okuruz okursunuz okurlar
hikâye okurdum okurdun okurdu okurduk okurdunuz okurdular
rivayet okurmuşum okurmuşsun okurmuş okurmuşuz okurmuşsunuz okurmuşlar
şart okursam okursan okursa okursak okursanız okursalar
okurlarsa
şimdiki basit okuyorum okuyorsun okuyor okuyoruz okuyorsunuz okuyorlar
hikâye okuyordum okuyordun okuyordu okuyorduk okuyordunuz okuyordular
rivayet okuyormuşum okuyormuşsun okuyormuş okuyormuşuz okuyormuşsunuz okuyormuşlar
şart okuyorsam okuyorsan okuyorsa okuyorsak okuyorsanız okuyorsalar
okuyorlarsa
gelecek basit okuyacağım okuyacaksın okuyacak okuyacağız okuyacaksınız okuyacaklar
hikâye okuyacaktım okuyacaktın okuyacaktı okuyacaktık okuyacaktınız okuyacaktılar
rivayet okuyacakmışım okuyacakmışsın okuyacakmış okuyacakmışız okuyacakmışsınız okuyacakmışlar
şart okuyacaksam okuyacaksan okuyacaksa okuyacaksak okuyacaksanız okuyacaksalar
okuyacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit okuyayım okuyasın okuya okuyalım okuyasınız okuyalar
hikâye okuyaydım okuyaydın okuyaydı okuyaydık okuyaydınız okuyaydılar
rivayet okuyaymışım okuyaymışsın okuyaymış okuyaymışız okuyaymışsınız okuyaymışlar
şart — — — — — —
şart basit okusam okusan okusa okusak okusanız okusalar
hikâye okusaydım okusaydın okusaydı okusaydık okusaydınız okusaydılar
rivayet okusaymışım okusaymışsın okusaymış okusaymışız okusaymışsınız okusaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit okumalıyım okumalısın okumalı okumalıyız okumalısınız okumalılar
hikâye okumalıydım okumalıydın okumalıydı okumalıydık okumalıydınız okumalıydılar
rivayet okumalıymışım okumalıymışsın okumalıymış okumalıymışız okumalıymışsınız okumalıymışlar
şart okumalıysam okumalıysan okumalıysa okumalıysak okumalıysanız okumalıysalar
okumalılarsa
emir basit — oku okusun — okuyın
okuyınız
okusunlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit okumadım okumadın okumadı okumadık okumadınız okumadılar
hikâye okumadıydım okumadıydın okumadıydı okumadıydık okumadıydınız okumadıydılar
rivayet — — — — — —
şart okumadıysam okumadıysan okumadıysa okumadıysak okumadıysanız okumadıysalar
okumadılarsa
belirsiz geçmiş basit okumamışım okumamışsın okumamış okumamışız okumamışsınız okumamışlar
hikâye okumamıştım okumamıştın okumamıştı okumamıştık okumamıştınız okumamıştılar
rivayet okumamışmışım okumamışmışsın okumamışmış okumamışmışız okumamışmışsınız okumamışmışlar
şart okumamışsam okumamışsan okumamışsa okumamışsak okumamışsanız okumamışsalar
okumamışlarsa
geniş basit okumam okumazsın okumaz okumayız okumazsınız okumazlar
hikâye okumazdım okumazdın okumazdı okumazdık okumazdınız okumazdılar
rivayet okumazmışım okumazmışsın okumazmış okumazmışız okumazmışsınız okumazmışlar
şart okumazsam okumazsan okumazsa okumazsak okumazsanız okumazsalar
okumazlarsa
şimdiki basit okumuyorum okumuyorsun okumuyor okumuyoruz okumuyorsunuz okumuyorlar
hikâye okumuyordum okumuyordun okumuyordu okumuyorduk okumuyordunuz okumuyordular
rivayet okumuyormuşum okumuyormuşsun okumuyormuş okumuyormuşuz okumuyormuşsunuz okumuyormuşlar
şart okumuyorsam okumuyorsan okumuyorsa okumuyorsak okumuyorsanız okumuyorsalar
okumuyorlarsa
gelecek basit okumayacağım okumayacaksın okumayacak okumayacağız okumayacaksınız okumayacaklar
hikâye okumayacaktım okumayacaktın okumayacaktı okumayacaktık okumayacaktınız okumayacaktılar
rivayet okumayacakmışım okumayacakmışsın okumayacakmış okumayacakmışız okumayacakmışsınız okumayacakmışlar
şart okumayacaksam okumayacaksan okumayacaksa okumayacaksak okumayacaksanız okumayacaksalar
okumayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit okumayayım okumayasın okumaya okumayalım okumayasınız okumayalar
hikâye okumayaydım okumayaydın okumayaydı okumayaydık okumayaydınız okumayaydılar
rivayet okumayaymışım okumayaymışsın okumayaymış okumayaymışız okumayaymışsınız okumayaymışlar
şart — — — — — —
şart basit okumasam okumasan okumasa okumasak okumasanız okumasalar
hikâye okumasaydım okumasaydın okumasaydı okumasaydık okumasaydınız okumasaydılar
rivayet okumasaymışım okumasaymışsın okumasaymış okumasaymışız okumasaymışsınız okumasaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit okumamalıyım okumamalısın okumamalı okumamalıyız okumamalısınız okumamalılar
hikâye okumamalıydım okumamalıydın okumamalıydı okumamalıydık okumamalıydınız okumamalıydılar
rivayet okumamalıymışım okumamalıymışsın okumamalıymış okumamalıymışız okumamalıymışsınız okumamalıymışlar
şart okumamalıysam okumamalıysan okumamalıysa okumamalıysak okumamalıysanız okumamalıysalar
okumamalılarsa
emir basit — okuma okumasın — okumayın
okumayınız
okumasınlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —

Deyimler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]
bir yazıyı seslendirme

Kaynakça

[düzenle]